Dönüşüm: Kendini Yeniden Dikmek.
- puuree22
- 2 gün önce
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 2 gün önce

Acıyla yapılacak binlerce şey ve sonsuz uçlar vardır. Uçlar, oldukça depresif, kederle harmanlanmış bir haletiruhiyedeyken kuyruğu dik tutmak ve mevcut durumumuzu yok sayarak manipüle etmek adına kendimize şeker verip kandırarak daha keyifli ve sihirli kısma geçiyoruz: sanat.
Bir durumu, duruma en yakın olduğumuz anlarda göremeyiz; tıpkı bir resme kirpiklerimiz tuvale değecek kadar yakınken, resmin tamamını kavramamızın mümkün olmadığı gibi. Kaçınılmaz şekilde uzaklaşmak gerekir ama pembe kısmı şu ki: Dibindeyken de onun bir resim olduğunu biliriz. Sonuçta koşarak, itilerek, çarparak ya da ağır adımlarla yürüyerek o en yakın dibe girmeden önceki görece zamanın içerisinde tanımlayacak kadar vaktimiz olmuştur. Belki de hiç lüzumu olmayan ön açıklamamla varmak istediğim nokta, acı içinde dönüşüm kaçınılmazdır. Sadece biz, isteyerek ya da istemeyerek kendi dibimizde olduğumuz için henüz neye dönüşüyor olduğumuzu kavrayamayız. Büyük resmi ve acının bize ne yaparak, neye dönüştürdüğünü görmek için duymaktan usandığımız bir büyücü vardır: zaman.
Bu koleksiyonu, dönüştüğümü hissettiğim ama neye dönüştüğümü kendi dibimde mecburi bir refakatçi olduğum için kavrayamadığım o sürecin içerisinde tasarladım. Sayılardan kaçmayı bırakarak tasarımın iskeleti olarak gördüğüm kalıbı ve dikiş makinesinin hipnotize edercesine çıkardığı “tak tuk, tak tuk” sesleri orkestrasıyla atölyede kumaşın somutluğuna dökerek ürünleri en yakın zamanda sizlerle buluşturmayı umuyorum.
Acı, insanoğlu için diğer bahşedilmiş tüm duygular gibi kaçınılmazdır; hiç acı çekmemiş ya da çekmiyor olmanızı dileyemem ama acı içinde dönüştüğünüz şeyin hayatınızın sonraki aşamasında sizlere iki peri kanadı kadar hafiflik ve sihir getirmesini içtenlikle dilerim.
Yorumlar